gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Engin Ağabey'in anısına

Engin Ağabey'in anısına - (8.4.2003)

<FONT face=Arial>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">                                                                                <IMG height=130 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/156/foca3.jpg" width=200 vspace=10 border=0>                  </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Bir kaç yıl önce bir hafta sonu, Eski Foça'nın "Küçük deniz" koyunda dolaşıyorduk. Sevdiğim, çok sevdiğim  bir gazeteci ağabeyimle dar sokaklarda turlarken, oradan buradan sohbet ediyorduk. Sohbet ediyorduk diyorum ama aslında ben daha çok dinliyordum. Engin ağabey'in , o hayranlık verici mitoloji kültürüyle harmanladığı Foça'nın “kırmızı şarapâ€? renkli gün batımını dinliyordum...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Ara ara, sıklıkla yaptığımız gibi felsefi sohbetler yapıyor, bolca küfrediyorduk.. Sohbetlerimiz koyulaştıkça Engin Ağabey'nin gözleri daha donuk bakıyor bir “Kısa Samsunâ€? daha yakıyordu. Günde  dört paket sigara içen insan hızında turluyor, daha çok her köşe başında bir tanıdığın yanında oturuyorduk. Nadir güneşli bir kasım akşam üstü serin bir rüzgar esiyor, üzerimizdeki kalın hırkalara rağmen üşüyorduk. Ara sokakta kalmış turistik olmayan “tanıdıkâ€? bir bakkala bile uğrasak gülümseyen sıcak bir yüz bizi karşılıyor ve belkide Engin ağabey'in o dost ama donuk bakışlarından olacak hemen çaybardağında buzsuz bir rakı ikram ediliyordu...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Dalmış, konuşup gülüşürken, dar sokaklardan bir yenisinin başından giriş yaptık farketmeksizin. Arkadaşım hemen sonra sokaktan ileriye doğru yarı dikkatli bir bakış attı ve "Hah; gel seni birisiyle tanıştırayım..." dedi. Engin Ağabey'in  önemli bir özelliği, genellikle yaşı kendisinden fazla, ya da az çok az olan insanlarla ahbaplığa pek bir meraklı olmasıydı. Beni şimdiye kadar tanıştırdığı "arkadaşlarının" çoğu her yaş rengindendi. O yüzden kiminle tanışacağım konusunda bir beklentiye girmedim, sadece peşine takıldım.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Büyük şehirlerde, bir masa etrafında toplanan insanlar, yarı profesyonel bir toplantıda hayatlarını anlatırlar genellikle. Olabildiğince samimi bir ortam vardır, ama ne kadar sahte olduğunu anlamak için dışarıdan bakmak gerekir. Çoğu hayatını anlattığını zanneder ama aslında konuşulan şey kariyerdir. Gerçek bir hayat hikayesi duymak istiyorsanız “kariyerâ€? kelimesinin bir şey ifade etmediği insanlarla konuşmak gerektiğini bilirsiniz.  İşte Engin Ağabey'nin ben bu huyunu çok seviyordum. O nerede bir hikaye varsa; sanki kokusunu almışçasına ulaşıyordu.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">O gün nedense ihtiyar bir delikanlıyla karşılaşacağımı hissettim hiç alışık olmadığım bir duyguyla.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Az sonra, elli metre kadar ileride, ufak ve eski bir dükkanın önünde duran yaşlı bir amcayla selamlaşıp kucaklaştık. Yaşlı adam, sanki gözlerimin içinden zihnime bakarcasına keskin, ama bir yandan da baba şefkati ile yüklü bir bakışla selamladı beni. Altı torbalanmış gözlerini güneşten ve denizden kavrulmuş yüzü bile gizleyemiyordu. Yaşı oldukça ileri olmalıydı, ama hareketleri, elimi sıkması en az benim kadar dinç olduğunu gösteriyordu. Sadece öne doğru biraz eğik duruyor ve bu duruş da ona ezik bir hava veriyordu. Az konuşuyordu; ama bunun sebebinin söyleyecek lafı olmamasından kaynaklanmadığını hemen anlardınız. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Dükkan, eski bir olta ve ağ dükkanıydı. Daracık ve fazla uzun olmayan bir koridor gibiydi  ıslaktı ve tuzlu kokuyordu.. Sanırım, aslında iki dükkan arasında bir boşluk olarak bırakılan bölgelerden birisiydi sonra dükkan haline getirilmiş ama bunun yıllar önce yapıldığı belliydi.  Girişten itibaren iki yanda sıralanan renkli mika kutuların içersinde benim diyen derya kuzularını emektar bir sandala çekecek sicimler ve olta iğneleri duruyordu...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt"> </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt"> Dükkan dar olsa da, bu renkli yoldan  yürümek, insana bir Akdeniz Filminde yer alma duygusu hissetiriyordu.  Dükkanı incelemeye dalmışken yaşlı adamın çaycıya seslendiğini duydum belli belirsiz. İçimden </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">-Tanrım ne olur bu sefer rakı gelmesin artık dedim...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Sokağın sonundaki küçük bardan hafif hafif gelen acıklı küba parçası zaten sarhoş etmişti beni...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">                          <IMG height=140 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/156/foca1.jpg" width=277 vspace=10 border=0><IMG height=226 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/156/foca2.jpg" width=150 vspace=10 border=0>                              </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Dükkan sahibi  ikimizi dükkanın dip kısmına, suntalarla kapatıp bir minik odacık haline getirdiği yere davet etti eliyle. İçeri girdik. Fakat daha girer girmez, buraya bırakın üç kişinin, tek kişinin bile sığamayacağını düşündüm. Toplam bir metrekare bile değildi belki de bölme. Genişliği bir kulaçtan az, derinliği ise bir kol boyu bile değildi. Ama adam nezaket gösterip çağırmıştı bizi, kabalık etmek olmazdı. Nereye oturayım diye bakındım şöyle sağıma-soluma. Girişin hemen sağındaki küçük tabureye buyur etti amca beni. Ben oturunca, dükkan kısmındaki çuvalların arkasında duran iki tabureyi daha getirdi. Az sonra arkadaşımla ben diz dize, dükkan sahibi ise bizden biraz ayrı, ama bacaklarını hafifçe kendine çekmiş şekilde oturmuştu. Engin Ağabey'de da buraya nasıl sığdığımıza hayret etmiş olacak ki, kaşlarını kaldırıp bana baktı. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Sonunda bir çoğu "kazara", "tesadüfen", "birdenbire öyle bir şey oldu ki" diye başladık lafa. Lafın çoğu yerinde cümlelerini hakikaten beklenmedik olanlara göre kurduk. Acayip serüvenler anlatıldı. Oysa besbelli kimse bir serüven yaşamak, günün birinde bu kutuda en acayip serüveni anlatan kişi olmak için çıkmamıştı yola. Hastalıklar, kazalar, kötü kalpli sevgililer, zalim patronlar, ne yapacağını bilemeden dururken gelen telefonlar, evlenmeler, boşanmalar, nedense gidilen ülkeler, nedense dönülen ülkeler...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Ucuz bardaklardaki hoş tatlı çaylarımızı yudumlarken sıcak ve enerji verici bir sohbete başlamıştık. Yaşlı adam arada sırada bizle ilgili sorular soruyor, olumlu yanıtlarımıza gülümseyerek, olumsuzlara ise hem gülümseyip hem de, hemen hemen her seferinde eski bir özlü sözden alıntı kelimelerle yanıt veriyordu. </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">-Korkuları yüzünden büsbütün taş kesilip olduğu yerde donakalarak yaşayanlar dışında aslında öyle çok da yürek peşinden koşturma, yürek nereyi gösteriyor diye gözlerini dört açmaya gerek yok aslındaâ€? dedi. </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">-Her nasılsa hayat kendi akışını buluyor sanki. Yani siz ne yaparsanız yapın, er ya da geç akacağı yere akıyor hayat. Akıtmasanız bile akıyor yani. Hani kumsalda dalganın vurduğu yere ayağını koyarsın da sen ne kadar bastırırsan bastır kumlar dalgayla birlikte hareket eder ya, kayıverir. İşte öyle kayıveriyor hayat, olması gereken yere doğru...</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">dedi.</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Az sonra yaşlı adam, duvara tespit edilmiş sürgülü kapaklı tahtadan bir dolabın kapağını yavaşça araladı ve içinde dizi dizi duran renkli kapaklı kitaplardan bir kaçını çıkarttı. Önündeki minik masamsı yer, galiba sadece kitaplar içindi, çünkü kitapları koyunca üstünde fazlaca bir yer kalmıyordu. Yaşlı adam, konuştuğumuz konulara ilişkin yerler buluyordu kitaplardan ve okuyordu. İlginç şeylerdi bulduğu bölümlerde yazanlar. Bir süre düşünüyorduk. Sonra adam başka bir konuda, başka bir kitabi örnek veriyordu bize. Birazdan farkettim ki, adam sayıları hiç de az olmayan bu kitapların hepsini ezberlemişti! Hem de satır satır.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Adam konuşurken, bir yandan da bu daracık mekana göz gezdirdim. Fukaralık dökülüyordu her yerinden. Duvarlar, tavan, ısıtma için kapının üzerine asılmış elektrikli ısıtıcı tel, adamcağızın üstü başı... Her şey asgari haldeydi. Fakat konuşan adamın gözleri, resmen "soylu" bakıyordu. Değme zenginlerde böyle kendinden emin, anlayışlı, bilge ve parıldayan gözler göremezdiniz. Yaşlı adam, yaşına göre çok da sağlıklı gözüküyordu.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt; TEXT-INDENT: 0cm; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 40.5pt"><FONT face="Times New Roman">-                  </FONT>Yani hayatla ilgili her ne sanıyorduysanız öyle değil diyerek devam etti. Tekrar dikkatimi verdim deniz kokan adama. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt; TEXT-INDENT: 0cm; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 40.5pt"><FONT face="Times New Roman">-                  </FONT>İşler sizin hayal ettiğiniz gibi işlemiyor. Her şeyin iyi gideceğine ilişkin herhangi bir iz, bir ipucu, bir iyimserlik kırıntısı görünce heyecanlanmamayı öğreniyorsunuz. Size bunu, kalbinizi döve döve öğretiyorlar. Ama siz yine de, sanki bir gizli yenilmezlik fikri varmış gibi kafanızda "küçük kararları aklınızla, büyükleri kalbinizle vermeye" devam ediyorsunuz, devam etmeye gayret ediyorsunuz. <BR>     telefon faturasının hangi bankaya yatırılacağı bile  düşündükçe büyüyen bir karar oluyor bugün. Çünkü sevgili kardeşlerim, siz gün geçtikçe
renksiz, bu ülkenin görünmeyen insanlarından oluyorsunuz. Dedi. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Bu ülkenin görünmeyen insanlarından... Bu cümle fena halde kafama takıldı. Çocukken her zaman görünmez adam olmak istemiştim. Böylece her ne istersem yapabilir her yere girip çıkabilirdim. Ama anladım ki görünmez adam olmak için süper bir güce sahip olmak  gerekmiyormuş. Sıradan bir hayatta zaten kim sizin farkınızda ki? Sen zaten görünmez bir adamsın ufuk! Bunu kafana iyice sok. Asıl mücadele herhalde görünmez olmak için değil; kendini görünür kılabilmek için olmalı, öyle değil mi yani?</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Sonra yaşlı adamın devam ettiği konuşması esnasında gözlerimin içine baktığını farkettim. Utanıp çaktırmamaya çalışarak dinliyormuşum gibi yaptım... Ben az önceki şeyleri düşünmeye dalmışken, ev sahibimizin konuşmalarından kopmuştum bir süreliğine. O ise anlatıyordu hala ve artık gülümsemeden gözlerime bakarak konuşuyordu:</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">"...burada, ben ve kitaplarım..." diyordu. "Burası benim için çok değerlidir o yüzden. Size belki biraz dar gelmiş olabilir ama, oturdukça buraya alışırsınız, çıktığınızda dünya daha büyük gözükür, içiniz ferahlar" dedi gülümseyerek...</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Gözlerini yavaşça dükkanın girişine çevirdi. Gözlerine baktım, izlediği yıldızlar ve evrenler gözlerinde parlıyor gibi geldi bana. Belki de heyecan yaşları parıldamıştı göz pınarlarında. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Sonra hafifçe iki yana sarstı başını, bize baktı, gülümseyerek: </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">"Gene çenem düştü, kusuruma bakmayın... Hem siz gazetecisiniz, bunları benden iyi bilirsiniz, benimki de çene işte..." dedi.</P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Biz ikimiz bir ağızdan "estağfurullah.." demeye çalıştık. Engin Ağabey'e baktım, onun da gözleri yerdeydi. Neden yere baktığını biliyordum sanki. Ben de o kocaman çalışma ofisimi, stüdyoları, cihazları, otoparkta bizi bekleyen arabalarımızı, dünyayı elimize getiren Internet bağlantılı bilgisayarlarımızı düşündüm. </P>
<P style="MARGIN: 5pt 3.6pt 5pt 9pt">Dükkanın kapısında vedalaştıktan sonra, yaşlı adamdan ayrılıp sessizce soğuk akşam üstü gölgeleriyle kaplı sokaklara doğru yürüdük. Konuşmuyorduk artık. Nedense ikimizin de yüzünde bir tebessüm vardı.</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">                                                                                    <STRONG> <FONT size=5>***</FONT></STRONG></P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"><STRONG> </STRONG>Sabah serinliğinde yola çıkmak en iyisidir derler. Böylelikle hem taze rüzgarı yüzünüzde hissedebilir, hem de herkes uykusundayken şehirden ayrılabilirsin...</P>
<P class=MsoBodyText style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Alaca karanlık şehir her zamankinden farklı görünür gözüne. Kristal bir buz serinliğinin gölgesinde daha dingin, daha huzurludur ayrıldığın şehir. Her gün önünden geçtiğin hatta alış veriş yaptığın dükkanlar bile bambaşka görünür gözüne. İşte o an  gidişini bir süre olsun ertelemek gelir içinden ama olmaz! </P>
<P class=MsoBodyText style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Foça'dan ayrılmak ilk kez bana bu kadar zor gelmişti o sabah.</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Güneş geride bırakmaya hazırlandığım Foça'nın üzerinde yükselmeye başladığında ben artık havaalanındaydım...</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> Genellikle bu tip ayrılıklarda göğsünde bir hafiflik hissedersin sonra hafifleyip neşelendiğin için biraz olsun utanırsın da. Bu his sen küçükken, büyüyünce ne olmak istediğin sorulduğunda hissettiğin şeye benzer. Söylemek istediklerinin ağırlığını kaldırabilmek için derin bir nefes alırsın, “Gezgin olmak istiyorum. Bir karavan alıp başka yerlere gitmek, insanlar tanımak, sonra gördüklerimi anlatmak istiyorum; çünkü bunu yapmazsam patlayacağımâ€? demek üzere ağzını açarsın fakat bu gibi durumlarda ortaya çıkan ve çoğu kez karşısındakinin tuhaf bakışlarından seni kurtaran çocuklara özgü önsezi seni durdurur. Senden beklenen cevaplardan birini veririsin sessizce: “Mühendisâ€?, “Doktorâ€?, “Avukatâ€?....... </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">“Gazeteci�. </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Son söylediğimi daha güçlü. Ama bir dua gibi söylerdim. Bu benim içim çocukça düşlerimin arasında sanki mükemmel hazırlanmış bir planın parçasıydı.</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">31 Ağustos 2001</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt">Kadıköy'deki evinde kalp krizi geçiren 54 yaşındaki gazeteci Engin Bilginer, vefat etti. İclal ve gazeteci Recep Bilginer'in oğlu olan Engin Bilginer, 1945'te Eskişehir'de doğdu. 1970'te Türk Haberler Ajansı'nda muhabir olarak mesleğe başladı. Milliyet ve Politika gazetelerinde çalışan, 78 inceleme ve 84 dizi röportajı yayınlanan Bilginer, son olarak çalıştığı Hürriyet gazetesinden emekli oldu</P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"> </P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"><B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal"><U>Türkiye'nin ilk “Gezginâ€? muhabiri lakabına sahip Engin Bilginer'in anısına.... </U></I></B></P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"><B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal"><U>Rahat uyu Engin Ağabey! </U></I></B></P>
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 3.6pt 0pt 9pt"><B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal"><U>                                                                                     <IMG height=126 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/156/engin_agbi.jpg" width=150 vspace=10 border=0></U></I></B></P>
<P></FONT> </P>