gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Konya Karapınar

Konya Karapınar - (25.6.2002)

 
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Karapınar, Konya'ya bağlı 2675 km<SUP>2</SUP> yüzölçümüne ve yaklaşık 45 bin nüfusa sahip&nbsp; tarihi zenginlikleri olan bir ilçe. Pro-Hitit ve Hititler tarafından M.Ö. 2000 yıllarında kurulmuş. II. Selim tarafından Sultaniye olarak isimlendirilmiş, 1868 yılında ilçe olmuş ve 1934 yılında Karapınar adını almış. ilçe Adana-Konya karayolu üzerinde bulunuyor.&nbsp; Tarihi ipek yolunun da ilçeye yakın bir noktadan geçmesi, onu Anadolu'da bir kervansaraya sahip nadir beldelerden biri haline getirmiş...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.01.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.02.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">İlçe merkezinin en önemli yapısı ve Karapınar'ın kuluşunu sağlayan bu Külliyenin adı Sultan Selim Külliyesi.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Kanuni Sultan Süleyman döneminde. Oğlu 2. Selim'in Konya valisi olarak burada bulunduğu bir zamanda Mimar Sinan tarafından yapılmış... Camii'nin yapımına 1560 yılında başlanmış ve çevresini saran kervansaray, imaret, arasta ve hamamla birlikte 3 yıl içersinde tamamlanmış. Bugün ne camii ne de çevresini saran yapılar iyi durumda. Gerçi bir restorasyon çalışmasının sürdüğü gözleniyor ama Karapınarlılar çalışmaların çok yavaş ilerlemesinden şikayetçi</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Camii iki minareli. Bu da onun saltanata ait biri tarafından bu ilçeye hediye edildiğini gösteriyor. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Anadolu'da iki minareli camii yapabilme yetkisi sadece ve sadece sultana aitmiş. Oysa şimdi ara sokaklarda bile derme çatma bir işçilikle inşaa edilen çift minareli camiilerle karşılaşıyoruz.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Camii'nin tavan işlemeleri ve pencere kapaklarının üzerindeki işlemeler özellikle dikkat çekiyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.03.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.04.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.05.sub.02.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.05.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Burası bir western filmi seti değil. Bu çöl kumunun üzerinde yürüyen ayaklarda elbette Clint Eastwood'un ayakları değil. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face=Arial>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<FONT face=Arial><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.08.sub.02.jpg" vspace=10 width=320></FONT>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Burası ilçenin etrafını saran erozyon bölgelerinden biri, Türkiye'nin gerçek anlamda çöl olarak kabul ettiği tek bölge... Derinliği kırk metreye yaklaşan kum tepelerinden birinin üzerinde yürüyoruz.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">&nbsp;İlçe yıllardan beri çok yüksek oranda rüzgar erozyonu yaşıyor. Tabii bu da bu uçsuz bucaksız toprakları tarıma elverişsiz, yaşamaya müsait olmayan yerler kılıyor. Kuvvetli bir bozkır rüzgarının bu tepelerin üzerinden ilçeye doğru esmesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini bir düşünün?</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.07.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.09.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Karapınar 1960'lı yıllarda şiddetli rüzgar erozyonu nedeniyle göç tehlikesi ile karşı karşıya kalmış. 43 000 dekar alan kara kumulu bulunan ilçede, kumulların rüzgarla taşınması sonucu kumul tepeleri yükselmiş, toz bulutları oluşmuş, tarım arazileri verimliliğini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış. Kum fırtınaları maddi zararlar vermeye başlamış, makinalar çalışamaz duruma gelmiş. Toz ve kum fırtınalarından kaynaklanan solunum yolu hastalıkları baş göstermeye başlamış. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif"></FONT></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>&nbsp;
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bugün Karapınar'da 1962 yılından beri rüzgar erozyonu ile büyük bir mücadele yürütülüyor. Yediden yetmişe her kes ağaç dikiyor. İlçede evlenen çiftlere ağaç dikmeden evlilik cüzdanları verilmiyor. Askere her giden genç önce bir ağaç dikip ondan sonra birliğine katılıyor. Okula her başlayan çocuk ilk önce bir ağaç dikiyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif"><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.13.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></FONT><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.14.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">İşte tüm bu heyecanı kaybetmemek için ilçe belediyesi bir zamanlar rüzgar erozyonu yüzünden terk edilmiş yayla evlerinin yanında bir şenlik düzenliyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Konuşmalar yapılıyor, ağaçlandırma çalışmalarında başarılı olanlara ödülleri veriliyor ve en önemlisi tüm bu çalışmaları, tüm bu birlikteliği çekici kılabilmek için eğlenceler düzenleniyor. Türküler söyleniyor, halkoyunları sergileniyor.... Tabii Karapınar'lılar bugünü bir bayram havasında yaşıyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Sadece bir eğlence değil&nbsp; yaşanan herkes neden orada olduklarını çok iyi biliyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.11.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.12.sub.02.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">30 yıldan beri devam eden çalışmalar sonuç vermiş ve ilçenin ortasında gerçek&nbsp; bir vaha yaratılmış. Yüzüncü yıl Parkı ilçenin yeşille kucaklaştığı tek yer.&nbsp; Ağaçların arasına girer girmez bir ağaç yeşilinin insan hayatında ne kadar&nbsp; büyük bir önemi olduğunu daha iyi anlıyoruz....</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">&nbsp;Karapınar Türkiye'nin tek çölü olarak çok ilginç jeolojik oluşumlar barındırıyor. Volkanik patlamaların yarattığı garip tepeler ve göller Karapınar'ı çevreliyor. Bunların en önemlisi, dünyada bir benzeri bulunmayan Meke krater gölü. Konya'ya 101, Karapınar ilçe merkezine 8 km uzaklıkta bulunan Meke gölü ve çevresi, "Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından&nbsp; doğal "sit" alanı ilan edilmiş. Göl, iç içe iki krater gölünü barındırıyor. Sakarmeke, Çamurçun, Yeşilbaş, Angıt, Kızılbacak, Uzunbacak, Kızkuşu, Kuyruksallayan, Kuyrukkakan ve Delice Doğan gibi kuş türlerine ev sahipliği de yapıyor Meke... </FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.15.sub.02.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.15.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Meke Gölü uzunca bir süre şu anda&nbsp; aynı Tuz Gölünde olduğu gibi bir tuz üretim merkezi görevi görmüş. Fakat zamanla tuz oranı düşmüş ve kalitesini yitirmiş. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Adayı oluşturan volkanik kütlenin yapısı, en şiddetli yağmurları bile hemen emecek yeteneğe sahip. Meke'nin biçiminin binyıllardır bozulmamasının nedeni ise bu... </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Gölün çevresini kalın bir şerit halinde kaplayan volkanik taşlar, sanki bir kül tabakasının üzerinde yürüyormuş hissi veriyor. Attığınız her adımda bu yumuşak taş yığınlarına gömülüyor ayağınız, tabii siz yürürken çıkan bu sesler de öyle her yer de rastlayabileceğiniz cinsten değil...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.16.sub.02.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.16.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;<FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Zaman zaman gölde yüzme yarışları düzenliyor Karapınar'lılar. Gölün suyunun pek çok hastalığa iyi gelen şifalı bir su olduğuna inanıyorlar. Sanki dev bir kaplıca havuzu gibi.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Yüzerken
gölün köpürmesine de sebep olan sülfür kokusu çok sert olduğu için bize çok çekici gelmiyor Meke'de yüzmek. Ama özellikle romatizmal hastalıklara hatta sedef hastalığına bile iyi geldiği söyleniyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">&nbsp;Karapınar'lılar zaman zaman at yarışları da düzenliyorlar. Çünkü bu uçsuz bucaksız bozkır'da en iyi aracın yine at olduğuna inaıyorlar.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.17.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.18.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Yarışların yapıldığı yer bir şenlik yerine dönüyor her seferinde. Gerçi yörenin atlarını her yıl erozyon festivalinde düzenli bir şekilde yarıştırma fikri yeni ortaya çıkmış olsa da. Bu tip yarışların resmi bir hale gelmiş olmasından her kes çok memnun...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">&nbsp;Bozkır'da tozu dumana katarak finiş çizgisine gelen atlıların silüetleri bir fotoğraf büyüsünde görüntü veriyor....</FONT></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Burası Ahmet Müftüoğlunun yayla evi.&nbsp; Bir ev, bir koyun ağılı ve bir kuyudan oluşuyor. Ne elektrik var ne de telefon...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.19.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.20.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Elektrik de telefon da buraya ulaşamadığı için değil Ahmet Amca elektriğin getirdiği kolaylıkları istemediği için bağlanmamış. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">İnsanoğlu bundan üçbin sene önce nasıl yaşıyorsa öyle yaşıyor Ahmet Amca. Hergün koyunları için atıyla tam 85 metre derinden su çekiyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Atının bir adı var mı bilmiyoruz ama. O her gün yaptığı bu işi öylesine iyi biliyor ki, her hangi bir komut vermeye gerek duymadan başlıyor koşmaya. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.21.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.22.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Eskiden Karapınar'da, belki de Anadolu'nun pek çok yerinde kandillerde yakıp aydınlanmak için geven otu diye adlandırılan bir çöl bitkisinin köklerine ihtiyaç duyulurmuş. Köklerinde gizlediği yağ ile pek çok evi aydınlatmış bu bitki eskiden. Fakat öylesine derinlere inen köklere sahipmiş ki bu bitki ancak vücuda dolanan bir halatın yardımıyla bulunduğu yerden sökülebilirmiş.Sökemedim şu Geve'in kökünü diye bir türküye bile ilham kaynağı olmuş. şimdi çok rağbet edilmediği için olsa gerek Karapınar'da yer gök Geven.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.23.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.24.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Arabamızın ince bozuk bir toprak yoldan girmeye başladığı bu bölge bir Obruk Yaylası... Dünyada eşine ender rastlanılır doğa olaylarından birine sahip bu bölge.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bu bölgede yerleşmek, yaşamak son derece tehlikeli. Çünkü bastığınız toprak bir den bire çökebilir ve çok derin kuyular oluşabilir.&nbsp; Buradan şu anlaşılıyor. Toprağın üstü ne kadar sıcak ve kurak dahi olsa.&nbsp; Altından yer altı nehirleri akıyor. </FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.25.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.26.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bu yeraltı nehirlerinin kalkerli tabakaları zamanla eritmesi toprak kütlelerinin birden bire çok tehlikeli bir biçimde çökmesine sebeb oluyor. İşte bunlardan biri. Engebesiz arazi üzerinde farkedilmiyor bile... Oysa yanına yaklaştığımızda ürküten manzara ile karşılaşıyoruz.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bu Obruk 1994 yılında meydana gelmiş ani bir oluşum . Meydana geldiği ilk günlerde burda bir su akıntısı varmış. Hala göçmeye devam ettiği için şu anda gömülmüş durumda kaybolmuş durumda... Bu bölge bir obruk bölgesi her yıl buna benzer oluşumlar meydana geliyor. Bu toprak yapısına bağlı olarak meydana gelen bir olay. Karstik bir yapıya sahip olduğu için bu bölge obruk bölgesi çok tehlikeli bir bölge.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.27.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.27.sub.02.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Sanki doğa, her defasında insanoğlunu şaşırtmak için ayrı bir güzellik yaratıyor. şimdi Karapınar'lıların cehennem Obruğu diye adlandırdıkları çöküntünün yanındayız.&nbsp; Derinliği tam 95 metre. Adı cehennem ama çok sayıda güvercin burayı kendilerine ev olarak benimsemiş.&nbsp; Sanki yer yüzüne açılmış bir ağız gibi duran obruğun dibinde hala su var. Yer altı nehrinin hala akmaya devam ettiğini gösteriyor. Aşağıdaki su seviyesi Meke gölüyle aynı seviyede. Belki de gölü besleyen nehirlerden biri geçiyor aşağıdan.&nbsp;&nbsp;</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.29.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.30.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bu görüntüler şaşırtıcı aynı zamanda da ürkütücü. Ama Obruk Yaylası aslında dünyanın en güzel Obruk Göllerinden birini saklıyor. Çıralı göl...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Gölün suyu buz gibi... Bu sıcakta böylesine bir su...&nbsp; Gölün renginden de anlaşılacağı üzere. Burada hayat var.&nbsp; Nerdeyse balık kaynıyor. Olta balıkçılığı için çok uygun yükseltiler var gölün kıyısında. Burası Roma Bizans döneminden beri bir yerleşim yeri olmuş. Kayalara oyulmuş Kapadokya benzeri yerleşim yerleri göze çarpıyor ilk bakışta. Yeraltı galerileriyle birbirine bağlı mağaralar, buranın yıllarca insanlar için bir sığınak olarak kullanıldığını kanıtlıyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.31.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.33.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">şu anda o gördüğümüz korkunç obruklardan birinin içersindeyiz. Doğa bazen acımasızlaşan parmaklarını bir cennet yaratmak için kullanmış. &nbsp;Gölün kıyısında konuşmalarınız, fısıltılarınız hatta bir balığın suda atlaması bile büyük bir dalga halinde obruğun duvarlarında yankılanıp büyüyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">şimdilik gölün kıyısına inmek ve çıkmak çok zor &nbsp;kaygan bir patika yol sayesinde gerçekleştiriliyor. Çok yakında merdivenlerin düzeltilmesi, Kapodokya benzeri yeraltı şehirlerinin Anadolu'nun farklı bölgelerinde de olduğunun öğrenilmesi buraları kalabalıklaştırılacak. &nbsp;Henüz bakir bir doğaya sahipken görülmesi eminim çok farklı hisler uyandıracaktır sizlerde...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.35.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.36.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;</P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Öğle yemeğimiz için Karapınar Belediye Başkanı Kamil Okuyucu ile birlikte gölün hemen yakınındaki yayla evlerinden birine konuk oluyoruz. Hayvancılıkla geçimini sağlayan ilçe için bu evler çok büyük bir önem taşıyor. Genellikle hayvanları otlatıp sütünü almak ve onlardan tereyağ yoğurt ve peynir yapıp kışlık erzağı toplamak için kullanılıyor köylüler tarafından. Karyağar lapa lapa çok güzel olurdu ama şimdi içerde yatıyoruz sadece.Yemekte Pırasa Mıhlaması ve çoban usulü bulgur pilavı var.&nbsp; Bir yer sofrası kuruluyor. Sine üzerine lavaş ekmekleri diziliyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Karapınar'ın yayla evlerinde soğanı yumrukla kırıp yiyorlar. Pilavı bol tereyağında yapıp &nbsp;Ayranı ise kaymaklı içiyorlar.&nbsp; 100 yaşındaki dedeler ne baston kullanıyor ne ilaç.&nbsp; Belki uzun yaşamanın sırrı doğadan fazla uzaklaşmamakta yatıyor</FONT>.</P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.37.sub.01.jpg" vspace=10 width=320><IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.38.sub.01.jpg" vspace=10 width=320></P>
<P
class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Karapınar Belediyesi ilçelerini ziyaret etmek isteyenlere ücretsiz turizm danışma hizmeti veriyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<IMG alt="" border=0 height=240 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/99/cop.39.sub.01.jpg" vspace=10 width=320>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </P>