gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Mersin Kızkalesi

Mersin Kızkalesi - (11.3.2002)

 
<P class=MsoNormal>Sadece Rüzgar uğultusunun duyulduğu bu vadinin adı. şeytan deresi Vadisi... Sanki sadece filmlerde duyabileceğiniz cinsten bir isme sahip.</P>
<P class=MsoNormal>Torosları sanki bir bıçak gibi kesip Akdeniz'e ulaşıyor. Yaklaşık 200 metrelik bir uçurumdan aşağıya bakıyoruz. </P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/26.jpg" vspace=10 width=360> <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/25.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal>Aslında şeytan deresi çok değerli arkeolojik bir esere ev sahipliği yapıyor.</P>
<P class=MsoNormal>Yöre halkının Adam Kayalar diye adlandırdıkları 13 kaya üzerine kabartma heykel bu vadide saklı. Heykelleri bu denli değerli kılan şeyse onların aslında antik dönemde bu bölgede yaşayan yerli halk tarafından Helen heykel traşları taklit edilerek yapılmış olmaları. İnsan figürlerinin bozuk oranları, baş ve vücudun duruş bozuklukları bunun en güzel kanıtı. Herkesin görmek isteyeceği ama kolay kolay herkesin cesaret edip gidebileceği bir yerde bulunmuyor Adam Kayalar. şimdilik Mersin Kızkale'sinin 10 kilometre kuzeyinde bozuk toprak bir yolu takip ederek bu vadiye gelebiliyorsunuz. Daha sonra ise kayaların üzerine çizilmiş kırmızı okları takip etmeniz gerekiyor.</P>
<P class=MsoNormal>Fakat bu ürkütücü uçuruma  kayarak düşmenizi engelleyecek ne bir korkuluk ne de başka türlü bir önlem var. Kısacası ayağınızda terlikleriniz, üzerinizde şortunuzla kolay kolay inemeyeceğiniz diklikte bir yamaca yapılmış Adam Kayalar. </P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/24.jpg" vspace=10 width=360> <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/23.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal>Bu tip kabartmalar o dönemlerde ancak mezarlar için yapılırmış. Oysa Adam Kayalar da herhangi bir mezara da rastlanılmamış. İster bir mezar süsü olarak yapılmış olsunlar ister bir asalet göstergesi, onlar insanoğlunun ölümsüzlüğe duyduğu büyük isteği simgeliyorlar...</P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/22.jpg" vspace=10 width=360> <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/21.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal> Kızkalesi Kasabası hızla gelişiyor çünkü 1986 yılında henüz bir köyken sekiz yıl içersinde yani 1992 yılında büyük bir turizm kasabası haline geldi. Turizm bakanlığı tarafından bir turizm bölgesi ilan edilmemiş olmasına rağmen Kızkalesi bugün sahil şeridine kurulmuş onlarca tesisi ile yerli turistlere hitap ediyor.</P>
<P class=MsoNormal>Mersin'e sadece 60 kilometre uzaklıkta bulunan kasabada ilk yerleşimin Milattan önce dördüncü yüzyılda gerçekleştiği biliniyor. Antik ismi Korykos olan kasaba bugün; Klikya Ermeni krallıkları döneminden kalma bu kale yüzünden Kız kalesi olarak anılıyor.</P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/20.jpg" vspace=10 width=360><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/18.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal>Kale için anlatılan hikaye ise Üsküdar Kız Kulesi için anlatılan hikaye ile bire bir örtüşüyor. Hani kızını kimselere göstermek istemeyen ve kaleye kilitleyen kral baba ile bir incir sepetinden çıkarak güzel prensesi sokan yılanın hikayesi...</P> 
<P class=MsoNormal>Oysa Korykos'un gerçekten çok etkileyici bir tarihi var. Milattan sonra 72 yılında Roma egemenliğine giren şehir tam 450 yıl büyük bir tarım ve liman kenti olmuş. Neredeyse Akdeniz'in bütün zeytinyağı ihracatı bu liman üzerinden yapılmış. </P>
<P class=MsoNormal>Sadece ilçenin değil Mersin bölgesinin turizm simgelerinden biri haline gelen Kızkalesi turistlerin yoğun ilgisi ile karşılaşıyor. Hemen hemen her on dakikada bir kalkan tekneler sizi Kaleye götürüyor. Kale'den denize girmek tercih ediliyor çünkü. İlçenin sahili hemen derinleşmediği için suya atlayabilmek için bir süre yürüyüş yapmanız gerekiyor. Oysa kalenin etrafını çeviren kayalar lacivert bir denize bakıyor...</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/20.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Kızkalesinde bugünlerde hızlı bir restorasyon çalışaması devam ediyor. İlçe belediyesi de kalenin içersini bir buluşma, bir eğlence yerine dönüştürecek projeyi hayata geçirmek üzere kolları sıvamış. Tüm bu çalışmalar bittiğinde kale bir tiyatroya bir restorana ve bir çay bahçasine sahip olacak. Kulağa ne kadar hoş gelse de yapılması düşünülen bu yapıların tarihi dokuya zarar vermeyecek kalitede olması gerekiyor. şimdilik kızkalesinin doğru dürüst bir iskelesi bile yok.</P>
<P class=MsoNormal>Kızkalesi belediyesi kasabayı inanç turizmine açmayı düşünüyor. Kalkınmayı planlayan bölgenin döviz getirecek turistlere ihtiyacı var.</P>
<P class=MsoNormal> şimdi Cennete doğru yol alıyoruz.</P>
<P class=MsoNormal>Çünkü bölgede adı Cennet ve  cehennem olan, turistlerin yoğun ilgisini çeken bir yer var. Neden böyle bir isim verildiğini açıkçası kimse bilmiyor.Burası aslında bir obruk. Yani bir yer altı deresinin kalker tabakaları eriterek çökmesine sebeb olduğu bir çukur.</P>
<P class=MsoNormal><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/16.jpg" width=360 vspace=10 border=0><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/15.jpg" width=360 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Tam 452 basamaklı bir merdivenden aşağıya iniliyor. Eğer mağranın sonuna kadar da ilerlenebilirse yer altı deresini göremeseniz dahi sesini duyabiliyorsunuz. Bu antik çağların coğrafyacısı Strabon'un da söz ettiği “acı suâ€?. Bu mağrada düşler ve olağanüstü olaylar yorumlanıyormuş antik çağlarda. Zeus'a tapanlar burada tanrıların sesi diye nitelendirdikleri gizemli sesler duyuyorlarmış.</P>
<P class=MsoNormal>Zaman ilerleyip bölge halkı hristiyanlığı kabul ettikten sonra, onlar için her zaman kutsal olan bu mağaranın girişine bir de kilise inşaa etmişler.</P>
<P class=MsoNormal>St Pavlus tarafında Meryem Ana'ya ithaf edilen kilise İsa'dan sonra dördüncü yüzyıldan beri hala ayakta. Ama ne yazık ki içersinde ki paha biçilmez fresklerin üzerine, günümüz sokak kültürünün freskleri yerleşmiş. Ali ayşeyi seviyor. Osman buradaydı gibi yazılar, kilisenin her tarafını kaplıyor.</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/14.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>  </P>
<P class=MsoNormal>Cennet Obruğuna inmenin ve bu manzara ile karşılaşmanın bedeli tam bir buçuk milyon lira.  Aşağıda size bilgi verebilecek ne bir görevli var ne de bir bekçi. Ne yazık ki tarihi bir eserin tahrip edilmemesi için bir bekçiye ihtiyacımız var. Oysa her birimiz kültürel değerlerimizin bekçisi olmalıydık.</P>
<P class=MsoNormal>Kızkalesini din turizmine açabilmek için önce buraya gelen  turistleri şok edecek görüntüleri temizlemek lazım. Bunu hep birlikte elbirliğiyle yapmamız lazım. Bir petrol kuyusu kadar değerli tarihi eserlerimize sahip çıkmalıyız. </P>
<P class=MsoNormal>Tekrar yukarıya çıkmak için 452 basamak tırmanınca neden buraya cennet denildiğini daha iyi anlıyoruz. Babasının sırtında yol alan çocuğu görünce, bütün ekibin içersin den çocuk olmak geçiyor.</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/13.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal> </P> 
<P class=MsoNormal>Burası halk arasında Kanlı divane olarak bilinen, Kanithelis...</P>
<P class=MsoNormal>Olba krallığı içersinde yer alan bir yerleşim yeri. Özellikle gün batımında ziyaret edildiği takdirde insanın etkilenmemesi mümkün değil. Giriş ücreti hemen hemen her yer de olduğu gibi yine buçuk milyon lira. </P>
<P class=MsoNormal><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/12.jpg" width=360 vspace=10 border=0> <IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/11.jpg" width=360 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Kanitelis aynı Cennette olduğu gibi dev bir obruğun, çöküntünün etrafına kurulmuş bir kutsal şehir.</P>
<P class=MsoNormal>Bizans imparatoru ikinci teodosyus milattan sonra 408 yılında Neapolis adını vermiş ve buralara o devirden itibaren kiliseler inşaa edilmeye başlanmış.</P>
<P class=MsoNormal>Fakat şehir o kadar eski çağlardan beri kutsal olarak kabul edilmiş ki Olba, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine ait mezar taşlarına rastlamamak mümkün değil. Roma döneminde suçluların obruk içersinde aslanlara yem edildiği rivayetlerden biri. Bu nedenle halk kanitelis'i kanlı divane olarak anıyor.</P>
<P class=MsoNormal> Sadece Kızkalesi değil elbette, Mersin'in sahil şeridinde yer alan hemen hemen bütün ilçeleri geniş bir tarihsel zenginliğe sahip. İşte bu sahil beldeleri ülkemizde büyük kitlelere hitap eden dalış turizminde de yerini almak için çalışmalara başlamışlar.</P>
<P class=MsoNormal>her sabah otellerin önünden dalış için tekneler kalkıyor. Dalmak için bugüne kadar pek çok dalış severin aklına bile getirmediği bu bölge her haftasonu sadece dalmak için gelen Adana İncirlik üssü personeli tarafından kullanılıyor.</P>
<P class=MsoNormal><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/10.jpg" width=360 vspace=10 border=0><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/8.jpg"
width=360 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Bizde artık rutin hale gelen bu gezilerden bir tanesine katılıyoruz. Hem derinlik hem görüş mesafesi olarak Kızkalesi ve çevresindeki koylar bu spor için ideal. Yeni başlayanlar için discovery adı verilen dalışlar da hocaların nezaretinde yaptırılıyor. Tabi bu tip dalışlarda inebileceğiniz maksimum derinlik 3 metre. Bu teknedeki dalış severler yeterince tecrübe sahibi olmuşlar. Daha derin dalışları tercih ediyorlar. Tüple derin sulara dalmak bambaşka bir tutku. şöyle düşünün. Siz bir astronotsunuz ve farklı bir dünyaya konuksunuz. Suyun altında duyabildiğiniz tek şey nefesiniz. Uçarcasına suyun altında asılı kalmak, balıklarla dost olmak ancak bu sporun size verebileceği bir keyif...</P>
<P class=MsoNormal>Dalış yapılan bölgeye kırmızı bir şamandıra bırakılıyor. Bu işaret seyir halinde ki teknelere suyun altında balıkadam oldunu ve dikkatli geçilmesi gerektiğini anlatıyor. Dalış hocaları Mersin ve çevresi bu sporla yeni yeni tanıştığı  daha yoğun bir şekilde yaşadığı için ufak tefek problemlerle karşılaştıklarını söylüyorlar. çünkü bırakılan şamdıralara yabancı olan bölge balıkçıları onu bir şey zannederek alıyorlar. Balıkadamlar su yüzeyine ulaştıklarında ne yazık ki şamandıra ile karşılaşamıyorlar.</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/7.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>                            </P>
<P class=MsoNormal></P>
<P class=MsoNormal>Teknemiz öğle yemeği molası için bölgenin en çok beğenilen, en çok tercih edilen koyuna yanaşıyor. Buranın adı Narlıkuyu...</P>
<P class=MsoNormal>Deniz suyu nerdeyse yüzülemeyecek kadar soğuk. Evet şaka yapmıyorum. Deniz suyunun sıcaklığı 27-28 dereceden birden bire 15-16 dereceye düşüyor. Hatta kıyıya yanaştıkça bu oran giderek artıyor. Bunun sebebi Cennet ve cehennem obruklarını oluşturan yeraltı nehrinin buradan denize karışması. Burası küçük bir göl gibi tuz oranı çok düşük. Mersin sıcağında, böylesine serin bir yer olur da balık restronları olmaz mı? Aslında Narlıkuyu koyu böyle çepeçevre saran balık restoranları ile ünlü.</P>
<P class=MsoNormal><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/6.jpg" width=360 vspace=10 border=0> <IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/5.jpg" width=360 vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal>Fakat içlerinde öyle bir tanesi var ki salatalarıyla ün yapmış. Kerim restoran. Örgen Canatan ve kızının işlettiği bu küçük balıkçı lokantası yaz kış Narlıkuyu'da hizmet veriyor. Sofra hazırlandığında hem damak tadınıza hem gözünüze hitap ediyor. Salataları ve balıkları süsleyen çok usta bir ahçıları var. Deniz mahsüllerine düşkün izleyicilerimiz rokasız balık yenmeyeceğini bilirler. Burada narekşisi, zeytinyağ, limon ve sarımsakla öyle bir roka salatası yapılıyor ki. Onu yerken bir türlü balığa sıra gelmiyor.</P>
<P class=MsoNormal>Sofraya gözümüze çok farklı gelen bir turşu da konuluyor. Bunun adı Kaya Koruğu turşusu. Bir çeşit yosun. Değişik bir tadı ve kokusu var. Ama balığın yanına çok yakıştığını söylemekte yarar var.</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/4.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal> </P>
<P class=MsoNormal>Kerim Restoran</P>
<P class=MsoNormal>Örgen CANATAN</P>
<P class=MsoNormal>(324) 723 3295</P>
<P class=MsoNormal> </P>
<P class=MsoNormal>Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan bil ki o imparatorların dostu ve kutsal adaların dürüst yöneticisi poimeniustur.</P>
<P class=MsoNormal>Bu yazı Narlıkuyuda bulunan antik hamam'da zemin mozaiğinde yazıyor. Zeus'un kızları Aglia, Eufrosin ve Talia nın da resmedildiği bu mozaik. 4 yüzyıldan kalmış.</P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/3.jpg" width=360 align=center vspace=10 border=0></P>
<P class=MsoNormal> </P>
<P class=MsoNormal>Mersin ve ilçeleri denizi, tarihi ve insanı ile tam bir turizm cenneti. Ama haklı olarak yeterli ilgiyi görememekten şikayetçi. Turizmle ilgilenen halkın gelir düzeyini Alanya ve batısı ile kıyaslamak mümkün bile değil. şimdi Mersin gelecek sezon için ısrarlı...</P>
<P class=MsoNormal> </P>
<P class=MsoNormal><IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/2.jpg" width=360 vspace=10 border=0> <IMG height=288 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/1.jpg" width=360 vspace=10 border=0></P> 
<P class=MsoNormal>Teknemiz öğle yemeği molası için bölgenin en çok beğenilen, en çok tercih edilen koyuna yanaşıyor. Buranın adı Narlıkuyu...</P>
<P class=MsoNormal>Deniz suyu nerdeyse yüzülemeyecek kadar soğuk. Evet şaka yapmıyorum. Deniz suyunun sıcaklığı 27-28 dereceden birden bire 15-16 dereceye düşüyor. Hatta kıyıya yanaştıkça bu oran giderek artıyor. Bunun sebebi Cennet ve cehennem obruklarını oluşturan yeraltı nehrinin buradan denize karışması. Burası küçük bir göl gibi tuz oranı çok düşük. Mersin sıcağında, böylesine serin bir yer olur da balık restronları olmaz mı? Aslında Narlıkuyu koyu böyle çepeçevre saran balık restoranları ile ünlü.</P>
<P class=MsoNormal>                                               <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/6.jpg" vspace=10 width=360>                             </P>
<P class=MsoNormal>Fakat içlerinde öyle bir tanesi var ki salatalarıyla ün yapmış. Kerim restoran. Örgen Canatan ve kızının işlettiği bu küçük balıkçı lokantası yaz kış Narlıkuyu'da hizmet veriyor. Sofra hazırlandığında hem damak tadınıza hem gözünüze hitap ediyor. Salataları ve balıkları süsleyen çok usta bir ahçıları var. Deniz mahsüllerine düşkün izleyicilerimiz rokasız balık yenmeyeceğini bilirler. Burada narekşisi, zeytinyağ, limon ve sarımsakla öyle bir roka salatası yapılıyor ki. Onu yerken bir türlü balığa sıra gelmiyor.</P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/5.jpg" vspace=10 width=360> <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/4.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal>Sofraya gözümüze çok farklı gelen bir turşu da konuluyor. Bunun adı Kaya Koruğu turşusu. Bir çeşit yosun. Değişik bir tadı ve kokusu var. Ama balığın yanına çok yakıştığını söylemekte yarar var.</P>
<P class=MsoNormal> Kerim Restoran</P>
<P class=MsoNormal>Örgen CANATAN</P>
<P class=MsoNormal>(324) 723 3295</P>
<P class=MsoNormal>                                                         <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/3.jpg" vspace=10 width=360>          </P>
<P class=MsoNormal>Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan bil ki o imparatorların dostu ve kutsal adaların dürüst yöneticisi poimeniustur.</P>
<P class=MsoNormal>Bu yazı Narlıkuyuda bulunan antik hamam'da zemin mozaiğinde yazıyor. Zeus'un kızları Aglia, Euphrosin ve Talia nın da resmedildiği bu mozaik. 4 yüzyıldan kalmış.</P>
<P class=MsoNormal> Mersin ve ilçeleri denizi, tarihi ve insanı ile tam bir turizm cenneti. Ama haklı olarak yeterli ilgiyi görememekten şikayetçi. Turizmle ilgilenen halkın gelir düzeyini Alanya ve batısı ile kıyaslamak mümkün bile değil. şimdi Mersin gelecek sezon için ısrarlı...</P>
<P class=MsoNormal><IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/1.jpg" vspace=10 width=360> <IMG alt="" border=0 height=288 hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/60/2.jpg" vspace=10 width=360></P>
<P class=MsoNormal> </P>