gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Atmaca Diyarı Rize

Atmaca Diyarı Rize - (26.12.2001)

<P><FONT size=2><FONT size=2>Bu görüşlerin içersinde en kuvvetli görüneni Rumca dağ eteği anlamına gelen Rhiza sözcüğünün zamanla değişime uğrayarak Rize şeklini almış olması...</FONT></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2> </P>
<P class=MsoNormal align=center><IMG height=350 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gezgin4.jpg" width=400 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2> </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Doğuda Artvin, Güneyde Erzurum ve Bayburt, Batıda Trabzon ve Kuzeyde Karadeniz'le sınırlı Rize...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Gerçekten çok engebeli bir arazi yapısına sahip. Ama Göz alabildiğine yeşil var Rize'de.  Yılın 365 gününün en az 200 günü hiç durmaksızın yağmur yağıyor. Tam anlamıyla yağmur ormanları çevreliyor şehri...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.02.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.03.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2> </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Kaçkar sıradağlarının eteklerinde, Çamlıhemşin, Hemşin ve ikizdere ilçelerinde yoğun biçimde yer alan yaylalar, iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir yaşam sunuyor Rize ziyaretçilerine...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2> </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Biz de bu yayların en ünlüsü Anzer yaylasına çıkmak üzere yola koyuluyoruz. şöförümüz Alaattin'in anlattığına göre şu anda yol aldığımız Kayabaşı geçitinde yaz kış yağmur eksik olmazmış.  Hatta bu yazı diğer yıllara oranla yağmursuz atlatan Rize'de bu bölgede sürekli yağmur yağmış...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.05.jpg" width=160 vspace=10 border=0><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.04.jpg" width=160 vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2> </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yol boyunca yeşilin her tonunun içersinde kayboluyoruz. Sanki her noktadan su fışkırıyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Buz gibi, çoşkun akan ırmaklar ve onların üzerinde duran derme çatma tahta köprüler dikkat çekiyor. Rize'liler şehir merkezinin haricinde son derece dağınık bir yerleşim gösteriyorlar. Dağ yamaçlarına yapılmış evler insanı hayrete düşürüyor. Her gün bu yüksekliğe nasıl inilir çıkılır?. Yamaçlarda yer alan yeşil çay bahçelerinin Hemen hemen her birinin yanında bir ev dikkat çekiyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yeşil tuvale çizilmiş büyüleyici, ama yaşaması zor bir dünya ile tanışıyorsunuz . Başınızı kaldırıp baktığınızda dağlara, tepelere kurulu ahşap evler, patika yollar, çam ve kızılağaçların arasında kaybolan insan siluetleri, uzaklardan akıp gelen dereler selamlıyor sizi... Bir-iki günlüğüne bile olsa şehrin kalabalığından uzaklaşmak için Doğu Karadeniz'in yaylalarına çıkmak, dünyadan uzaklaşmak demek...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Rize'de yaşayanların, ilçede olsun köylerde olsun atadan kalma bir tutkuları var ki, vazgeçilmez: Yaylaya çıkma tutkusu bu. Dünyanın öbür ucunda olsalar bile çekiyor onları.<BR>Biz bir tepeyi aşıyoruz; çam kokusunu içimize çekerek içinden dere geçen bir vadiye geliyoruz. Dağların tepesini duman örtüyor. Yöre halkı duman diyor ama resmen bulut bunlar... Her dağ bir bulutu yakalıyor  zirvesiyle... İşte o dumanın yakalandığı yere gideceğiz...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yükseldikçe etrafımızı saran bitki örtüsü değişiklik göstermeye başlıyor... Önce orman bitiyor. Sanki bıçakla kesilmiş gibi birden bire bitiyor orman... Bulunduğumuz yükseklik deniz seviyesinden 2800 metre. Orman sınırı 1700 metre olarak kabul ediliyor ama rizenin hiç bitmeyen yağmuru, bu noktaya kadar ağaçlara izin vermiş...Burası aşağı Anzer diye bilinen yer... Biz, şöförümüz Alaatin'in evine ulaştığımızda 3000 metreyi aşacağız.</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.06.jpg" width=160 vspace=10 border=0><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.07.jpg" width=160 vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Sonbahardayız. Yeşil otlaklar sararmış. Artık geri dönüş başlamış yayladan. İlkbahar ve yaz aylarında dünyada eşi benzeri bulunmayan çiçek türleri sarıyor bu yaylayı. Bu sebeple arıcılık yazın en önemli uğraş bu  yaylada. O dünyaca meşhur Anzer Balı işte buranın çiçeklerinden elde ediliyor. Her derde deva kabul edilen balın kilosu ikiyüz milyondan alıcı buluyor. Ama ne yazık ki bu sene çiçekler tomurcukken don yedikleri için bal üretimi de olmamış...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Tam bir buçuk saatte geldik Rize'nin merkezinden. şimdi bulutların ötesindeyiz.  Yöreye özgün mimarinin örnekleri olan yayla evleri  tuval üzerinde kahverengi lekeler olarak beliriveriyor. şehrin boğucu havasına alışkın ciğerlerimiz ilk anda şaşkınlık geçirse de mis gibi yayla havasına alışıveriyor. Hava gerçekten soğuk. Üzerimizdeki merserize yazlık kazaklar ve yağmurluklar bile ürpermemize engel olamıyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Doğanın kucağındaki bu sessiz ve dingin ortam rahatlatıyor bizi. Sabahın erken saatlerinden beri aç olduğumuz için hemen kahvaltıya oturuyoruz. Yaylada yaşayanların geçimleri hayvancılık üzerine olduğundan, soframıza gelenler de hayvansal ürünlerden oluşuyor. Saçak peyniri, kaymak ve sütle karnımızı doyuruyoruz. Ama tabi Karadeniz bölgesine özgü Kara Lahana yemeği ve Muhlama da masada yerini alıyor. Muhlama Mısır unu ve peynirin tereyağda eritilmesiyle hazırlanıyor. Gerçekten doyurucu ve enerji verici bir yemek...<BR></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Ekmek tandırda pişiyor... Sütse kaymağından bu makine de ayrılıyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.08.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yemeğinizi yerken içeriye bir ineğin girmesi çok yadırganmıyor Anzer yaylasında...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Hatta soğuktan üşümesin diye içeriye alınan  Buzağı evin hemen yanındaki samanlıkta yatıyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.09.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yaylada hava çok değişken. Gün boyu sanki dört mevsim yaşanıyor. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun ardından güneş açıyor, ardından her yer süt beyazı sisle kaplanıyor. Biz de kahvaltının ardından dışarı çıktığımızda, bulut tarlalarıyla karşılaşıyoruz. Birden bastıran sisin içinde kaybolsak da, hava hemen yeniden açıveriyor. Yaylada akşama doğru bir hareketlenme başlıyor. Hayvanlar, onların deyişiyle 'mallar' geliyor. Hayvanların ahıra kapatılmasında herkes birbirine mümkün olduğunca yardım ediyor.. Ve yaylada yaşam kendini sürekli tekrar ediyor.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Önce ruhumuzu kavrayan yeşile, sonra da özünü kaybetmemiş güzel Anzer  insanına allaha ısmarladık diyerek tekrar Rize'ye geri dönüyoruz.... </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Hava karadığında Rize'de telaşlı bir koşturma başlıyor... </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Yoğun karanlığın içersinde ellerinde lux lambaları, kepçeleri, üzerlerinde yağmurluklarıyla bir hayalet gibi dolaşan insanlar dikkatimizi çekiyor... Bu insanlar ellerinde lux lambaları ile yağmurdan ve yorgunluktan sersemlemiş bıldırcınları topluyorlar. Sonbahar mevsiminde bıldırcınlar, Rusya üzerinden Karadeniz'i geçerek göç ediyorlar. Bu uzun ve yorucu yolun sonunda dinlenmek için kendilerine Doğu Karadeniz kıyılarını seçiyorlar. Ne yazık ki bu en zayıf oldukları andan yararlanan avcıların hedefi oluyorlar.</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.10.jpg" width=160 vspace=10 border=0><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.11.jpg" width=160 vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif" size=2>Marketten alış veriş yaparmış gibi yapılan bıldırcın avcılığı hiç bir şekilde sportmenliğe sığmıyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Sabah olduğunda Fırtına Vadisine girmek üzere yola koyuluyoruz. </FONT></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Fakat yolda bizi gerçekten çok şaşırtan avcılarla karşılaşıyoruz...</FONT></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2><FONT face="Geneva, Arial, Sans-serif">Onlar bıldırcın avlamak için ne tüfek kullanıyor, ne de akşam gördüğümüz gibi ağ kuruyorlar...</FONT></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Ellerinin üzerinde birer eğitilmiş  atmaca duruyor. Rize'de atmaca ile avcılık yapmak çok eski bir gelenek. Öyle ki bu uğraş, bölgede bir gelenek haline gelmiş. Babadan oğula, dededen toruna geçiyor... Aslında doğal
hayatı koruma derneği bu tip avcılığı kesinlikle yasaklamış... Hatta çok yüksek para cezaları getirmiş. Ama Rize'de hemen her evde atmaca ile avcılık yapan bir kişi var. Onlara göre bu vazgeçilemez bir tutku. Ve Atmacalara da hiç bir zararı yok... Atmacanın nasıl yakalandığı anlatırken bile heyecanlanıyorlar...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.12.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Karadeniz yeşiline bir kemençe bir de tulum yakışır. Kafkasya'dan Türkiye'ye geldiği söylenen tulum daha ziyade Hemşin yöresinde gelişmiş.... Bizde Hemşin yöresinde, Fırtına vadisinde olduğumuza göre söze tulumla başlamayı uygun bulduk...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>İskoçyalıların geleneksel çalgısı Gaydaya benzeyen tuluma, bazı bölgelerde de Gada deniyor. Yani çalgı sadece şekil olarak değil isim olarak da benzerlik gösteriyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Genellikle yol havalarında ve düğünlerde çalınan bu yöresel alet şimdilerde artık çoşkulu şenliklerin tümünde çalınıyor. </FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.13.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><BR><FONT size=2>Yapımı: <BR>Keçi yavrusunun derisinden yapılıyor Tulum. Çalgı kısmının aldığı ad ise  nav. "L" biçiminde şimşir veya dut ağacından içi oyularak hazırlanıyor. Tuluma doldurulan hava sıkıştırılarak nav kısmından dışarı çıkması sağlanıyor. Bu yüzden tulum çalan kişi üflemeyi kesse bile enstürman çalmaya devam ediyor...</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Çayeli, Pazar, Ardeşen istikametini izledik. Fırtına Vadisindeyiz.</FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2>Burası fırtına deresinin yanına kurulmuş Pınar Alabalık restoranı. şimdi lütfen Alabalık deyip geçmeyin. Burada yiyebileceğiniz balıklar. Her Alabalık yetiştirme çifliğinde bulabileceğiniz cinsten değil... Burası Fırtına Deresinden yakalanan  kırmızı benekli yabani alabalıkların üretildiği bir yetiştirme çiftliği...</FONT></P>
<P class=MsoNormal align=center><FONT size=2><IMG height=120 alt="" hspace=10 src="http://www.gezgin.com/dergi/yazi/33/gunluk isler Bin.14.jpg" width=160 align=center vspace=10 border=0></FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2><FONT size=2>Karadeniz'i, yağmuru, ormanı, insanı ve yemekleriyle yaşamak gerek. Rize'den ayrılırken ağzınızda sıcak mısır ekmeğinin tadı, burnunuzda burcu burcu çay kokusu olsun.</FONT> </FONT></P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2></FONT> </P>
<P class=MsoNormal><FONT size=2><STRONG><FONT size=3>Ufuk İşman</FONT></STRONG>     <STRONG>e-mail:</STRONG> </FONT><A href="mailto:ufuki@cnnturk.com.tr"><FONT size=2>ufuki@cnnturk.com.tr</FONT></A></P>